+90 212 924 52 36

Sosyal Medyada Biz}

İCRA VE İFLAS HUKUKU

İCRA VE İFLAS HUKUKU

İcra takibi nedir?

İcra takibi, borçlunun borcunu herhangi bir sebeple ifa etmemesi halinde alacaklının bu borcu devlet gücü ile tahsil etmek üzere İcra Müdürlüğü nezdinde başlattığı takiptir. İcra ilamlı ve ilamsız olmak üzere iki türe ayrılır. İlamlı icra bir mahkeme kararına dayanılarak başlatılan icra türüdür. İlamsız icra ise ortada bir mahkeme kararı bulunmaksızın para ve teminat alacaklarının tahsili için başlatılabilecek icra türüdür. Ek olarak para veya teminat niteliğinde olmasa da, kiralanan bir taşınmazın tahliyesi de icra müdürlüğünden ilamsız icra yolu ile istenebilir.

Bu makalede sadece uygulamada en sık karşılaşılan ilamsız icradaki takip yollarından genel haciz yoluyla takip ve kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip hakkında bilgi verilecek, iflas yolu ile takiplerden, kiralanan taşınmazın ilamsız icra yolu ile takibinden ve ilamlı icradaki takip yollarından bahsedilmeyecektir.

Genel Haciz Yolu İle Takip (İlamsız İcra)

Elinde kambiyo senedi (çek, senet, poliçe) veya ilam (mahkeme kararı) olmayan alacaklı, alacağı ipotek ya da rehinle de temin edilmemişse, icra müdürlüğüne giderek genel haciz yoluyla takip başlatabilir. İcra takibi başlatabilmek için takip talebine alacağın varlığını ispat eden bir belge eklemek zorunlu değildir. Elbette alacağı ispat eden sözleşme, taahhütname vs. evraklar var ise bunlar gelecekte alacağın ispatına yardımcı olacağından eklenmesi faydalı olacaktır.

İlamsız icra takipleri kural olarak yetkili icra dairelerinde açılır. Taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesi yok ise borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi yetkili merci olur. Eğer para ve teminat alacağı bir sözleşmeden doğmuş ise, sözleşmenin ifa edileceği yerin icra dairesi de söz konusu takipte yetkili merci olur. Bunun dışında borçlu yetkisiz bir icra dairesinde başlatılan takibe yetki yönünden itiraz etmez ise takibin başlatıldığı icra dairesi de yetkili olur.

 

Borçlu Olmadığını Düşünen Kişi İcra Dairesinden Gönderilen Ödeme Emrini Aldığında Ne Yapmalıdır?

Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde borçlu, icra dairesi tarafından kendisine gönderilen ödeme emrine 7 gün içinde itirazlarını bildirirse, takip durur. İtiraz süresi içinde itiraz edilmezse ödeme emri ve icra takibi kesinleşir. Çünkü yedi günlük süre hak düşürücü süredir. İtiraz süresi hesaplanırken borçlunun kendisine gönderilen tebliğ tarihi yani borçlunun tebellüğ ettiği tarih esas alınır.

Ödeme emrini tebliğ alan kişi borçlu olmadığını düşünüyorsa ödeme emrine itiraz edebilir. Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz, ödeme emrini gönderen icra dairesine yapılır. Ancak takibe başka bir icra dairesi aracılığı ile de itiraz edilebilir. Bu durumda nöbetçi icra dairesi itiraz dilekçesini kabul eder ve ait olduğu icra dairesine gönderir. Bu yola sadece ödeme emrini gönderen icra dairesi başka bir ilde ise başvurulmalıdır. Örneğin İstanbul’da Anadolu Yakasında oturan bir borçlu, İstanbul Avrupa Yakasında bulunan Çağlayan adliyesinden gelen ödeme emrine, kendisine daha yakın olan İstanbul Anadolu adliyesinden değil doğrudan Çağlayan adliyesinden itiraz dilekçesi sunmalıdır. Aynı dilekçede hem icra dairesinin yetkisiz olduğuna hem de borca itiraz edilebilir. Yetki itirazı borca itiraz ile birlikte yapılmalıdır.

İtiraz icra müdürünce tutanağa bağlanmak kaydıyla sözlü olarak da yapılabilir; ancak her zaman yazılı yapılmasında fayda vardır. Şirket adına yapılan itirazlarda şirket bir avukat ile temsil edilmiyorsa imza sirkülerindeki yetki kurallarına riayet edilerek itiraz dilekçesi imzalanmalıdır.

Borçlunun ifadesinden icra takibine itiraz iradesinin anlaşılıyor olması gerekmektedir. Borcun tamamına itiraz edilebileceği gibi bir kısmına da itiraz edilebilir. Borcun bir kısmına itiraz söz konusu olduğunda, borçlu kısmi itirazda bulunduğu borç miktarını açıkça bildirmek zorundadır. Borca kısmi itiraz durumunda itiraz edilmeyen kısım için takip kesinleşir.

Borçlu borca dayanak gösterilen belgedeki imzaya itiraz etmek istiyorsa, imzanın kendisine ait olmadığını ayrıca ve açıkça bildirmek zorundadır. Borca, yetkiye ya da imzaya itiraz etmeyen borçlu, 7 gün içinde gerçeğe uygun mal beyanında bulunmak zorundadır.

Borçlu Borca İtiraz Ettiğinde Ne Olur?

Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız icra takibinde borca itirazda borçlunun haklılığı ya da haksızlığı araştırılmaz. İtiraz ile birlikte takip durur. Alacaklı borçlunun muhalefetini(itirazını) bertaraf edebilmek için İcra Mahkemesi’nde altı ay içinde itirazın kaldırılması ya da genel mahkemelerde bir yıl içinde itirazın iptali davası açmalıdır. İİK 68 vd düzenlenmiş olan itirazın kaldırılması davasını, itirazın kesin kaldırılması ve itirazın geçici olarak kaldırılması olmak üzere ikiye ayırarak incelemek gerekir. Bu ayrıma esas teşkil eden unsur ise; borçlunun takibe karşı yapmış olduğu itirazın türüdür. Borçlu aleyhinde başlatılan icra takibinde, borçlu sadece senet altındaki imzaya itiraz etmişse alacaklının açacağı dava türü itirazın geçici olarak kaldırılması iken, borca itiraz halinde ise açılacak olan dava türü itirazın kesin olarak kaldırılmasıdır. İtirazın kaldırılması talebinde bulunan; bu talebini İİK 68 madde de belirtilen belgelerden birisine dayandırarak ispatlamak zorundadır. Bu belgeler tahdidi(sınırlı) olarak sayılmış olup, genişletilemez ve değiştirilemez, kıyas yolu ile uygulanamaz. İtirazın kaldırılması ve itirazın iptali davaları için öngörülen süreler, itirazın alacaklıya tebliğ tarihinde başlar. Açılacak davada itirazın haksız olduğu ortaya çıkarsa, takip kaldığı yerden devam eder ve diğer şartları da mevcut ise borçlu aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilir.

Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu İle Takip (İlamsız İcra)

Alacağı kambiyo senetlerine bağlı olan alacaklı, alacak rehinle temin edilmiş olsa bile, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte bulunabilir. Kambiyo senetleri; poliçe, bono (emre muharrer senet) ve çektir.

Kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte, alacaklı kambiyo senedinin aslını icra dairesine sunmak zorundadır. İcra memuru senedin kambiyo senedi olduğunu ve vadesinin geldiğini görürse, borçluya ödeme emri gönderir. Borçlu, borcunu 10 gün içinde ödeme emrinde yazılı olan icra dairesine ait banka hesabına ödemelidir.

Borçlunun, takibin konusu olan senet kambiyo senedi vasfına sahip değilse beş gün içinde İcra Mahkemesine şikayet etmesi gerekmektedir. Senetteki imzanın kendisine ait olmadığı iddiasında bulunuyor ise, açıkça belirterek beş gün içerisinde İcra Mahkemesine bildirmelidir. Aksi takdirde kambiyo senedindeki imzanın yapılacak icra takibinde kendisine ait olduğu varsayılır. Ancak imzasını haksız yere inkar eden borçlu, sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın %10’u oranında para cezasına mahkûm edilir. Borçlu olmadığını, borcu ödediğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, icra dairesinin yetkisizliğini veya alacaklının borcunu ödemek için kendisine mehil verdiğini iddia ediyorsa, yine beş gün içinde İcra Mahkemesine şikayet etmelidir.

Genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipten farklı olarak, kambiyo senedine dayalı takipte, İcra Mahkemesine yapılan şikayette, satış işlemleri hariç, tüm takip işlemleri devam edecektir. Bu duruma önlem almak için itiraz edilen mahkemeden, itirazın esasına karar verinceye kadar takip işlemlerinin geçici olarak durdurulmasına karar verilmesi talep edilebilir. Borçlu borca itiraz etmez ve borcu ödemezse 10 gün içinde, itiraz edip de reddedilirse 3 gün içinde gerçeğe uygun mal beyanında bulunmak zorundadır.

Kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile yapılan takipte, genel haciz yolu ile başlatılan ilamsız takipteki gibi icra dairesine itiraz yolu değil de İcra Mahkemesi’ne şikayet yolunun benimsenmiş olduğuna, sürelerin daha kısa olduğuna dikkat edilmelidir. Bu sebeple kambiyo senedine dayalı başlatılan bir icra takibi dosyasından ödeme emri tebliğ alan borçlu örneğin İcra Mahkemesi’ne şikayet yoluna gitmez de icra dairesine itiraz dilekçesi sunmak ile yetinirse beş gün sonra süreyi kaçırmış olacaktır.

– İtirazın İptali Davası ve İtirazın Kaldırılması

Borçlunun itirazı ile duran ilamsız icra takibine, ilamsız icra prosedürü içinde devam edilebilmesi için alacaklının başvurabileceği iki yol bulunmakta olup bunlar; itirazın iptali ve itirazın kaldırılması davalarıdır.

Alacaklının İcra Mahkemesi’ne itirazın kaldırılması davası açabilmesi için; elinde İİK m.68-68 a bendinde sayılan belgelerden birinin bulunması gerekir. Alacaklının elinde bu belgelerden biri yok ise başvurabileceği yol sadece itirazın iptali davasıdır. Alacaklının elinde İİK m.68-68 a bendinde sayılmış belgelerden biri var ise bu iki yoldan istediğine başvurabilir. İtirazın kaldırılması yolu itirazın iptali davasına göre daha basit ve çabuk bir yoldur.

İtirazın iptali davası; müddeabihi takibe konu olmuş olan ve ardından borçlunun bu takibe itiraz etmiş olduğu alacağı konu eden normal bir eda davası olup normal bir hukuk davası gibi açılır. Görevli mahkeme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre belirlenir. Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Bu 1 yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup, şayet alacaklı 1 yıl içinde itirazın iptali davası açmaz ise yaptığı ilamsız takip düşer. İtirazın iptali davasında her türlü hukuki delille ispat mümkündür; yemin, bilirkişi, tanık delillerine başvurulabilir.

İtirazın kaldırılması yoluna sadece elinde İİK m.68-68a da sayılmış olan belgelerden birisi olan alacaklılar başvurabilir. Borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 6 ay içinde İcra Mahkemesi’ne açılmalıdır. İcra Mahkemesi’nin yaptığı inceleme itirazın iptali davasında mahkemenin yaptığı incelemeye oranla daha basit ve sınırlıdır. Alacaklı alacağını sadece İİK m.68-68a da sayılan belgelerden biri ile ispat edebilir. İcra Mahkemesi’nde tanık, yemin gibi delillere başvurulamaz. Borçlu ödeme emrine itiraz ederken itiraz sebeplerini bildirse de bildirmese de, duruşmada sadece bildirmiş olduğu itiraz sebepleri ile bağlıdır. İcra Mahkemesi itirazın kesin veya geçici olarak kaldırılmasına karar verebilir.

Kiralanan Gayrimenkullerin Tahliyesi

Birtakım haklı sebeplerin mevcut olması halinde kiracının kiralanan gayrimenkulü tahliyesi için kiralayan tarafından yapılan özel bir takip yoludur.

 İhtiyati Haciz Kararı Alınması

İhtiyati haciz; alacaklının bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Alacaklı, borçlunun borcunu zamanında ödeyeceğinden emin değilse, ilk önce borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirip ondan sonra alacak davasını açar veya icra takibini yapar.

İhtiyati haciz talebi için; alacağın vadesi gelmiş olmalı ve alacak bir rehinle temin edilmemiş olmalıdır.

Ancak borçlunun belli bir ikametgahı bulunmuyorsa veya borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya hazırlanıyorsa veya borçlunun kendisi kaçmaya hazırlanıyorsa bu iki istisnai halde de vadesi gelmemiş alacak için ihtiyati haciz istenebilmektedir.

– Menfi Tespit ve İstirdat Davaları

Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.

İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.

İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Bu teminat menfi tespit davasının özel şartıdır.

Maddi hukuk bakımından gerçekte borçlu olmayan bir kişi kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmeyi belirli sebeplerle ihmal etmiş veya itiraz etmesine rağmen İcra Mahkemesi’nde borçlu olmadığını ispat edememiş, icra takibinden önce veya icra takibi sırasında menfi tespit davası da açmamış ve bunun sonucunda borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine geri verilmesi için dava açabilir bu davaya istirdat davası denir.

Borçlunun menfi tespit davası açmış olması halinde menfi tespit davası sonuçlanmadan önce icra takibi sonunda borcun ödenmesi söz konusu olursa menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir.

İstirdat davasının takip hukuku bakımından şartı: takip borçlusunun borçlu bulunmadığı bir parayı icra takibinin kesinleşmesi nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödemek zorunda kalmasıdır.

Borçlu ödeme emrine itiraz süresi olan 7 gün içinde itiraz etmeyerek, borcu ödemiş ise istirdat davası açamaz. Zira burada itiraz imkanı olduğundan cebri icra tehdidi henüz yoktur. Bu halde sebepsiz zenginleşme davası açabilir.

– İstihkak Davası

– İflas Davası ve Konkordato

– Alacak Davası

25 Eylül 2018
İCRA VE İFLAS HUKUKU için yorumlar kapalı
211 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

WhatsApp WhatsApp Randevu - Bilgi