+90 212 924 52 36

Sosyal Medyada Biz}

BOŞANMA HUKUKU

BOŞANMA HUKUKU

ÇEKİŞMELİ BOŞANMA DAVASI

Resmi memur önünde yapılan evlilik, yasal boşanma sebepleri varsa anlaşmalı veya çekişmeli boşanma davası açılarak ancak hakim kararı ile sona erdirilebilir. Boşanma davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir ve boşanma davaları diğer özel hukuk davalarından farklı usul kuralları uygulanarak görülen bir dava türüdür. Aile mahkemesi, boşanma davası yargılaması sonucunda boşanma kararı verir ve boşanmanın sonuçları açısından mal paylaşımı dışındaki tüm çekişmeli hususları ortadan kaldıracak nitelikte bir karar oluşturmalıdır. Mal paylaşımı davası ise boşanma davasının kesinleşmesinden sonra karara bağlanmalı veya boşanma davası ile aynı zamanda açılsa dahi ayrı bir dava şeklinde yürütülmelidir.

Boşanma davası, eşler arasında yeni hukuki sonuçların ortaya çıkmasına neden olur. Boşanma davası kapsamında, nafaka, maddi ve manevi tazminat, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi boşanmanın eki niteliğinde meydana gelen hukuki sorunların da çözüme kavuşturulması gerekir.

Çekişmeli boşanma davası, taraflar arasında boşanmada hangi tarafın kusurlu olduğu, maddi ve manevi tazminat, nafaka, velayet, ev eşyalarının paylaşımı vb. gibi konularda bir veya birkaç hususta çekişmenin yaşandığı bir dava çeşididir.

 

BOŞANMA SEBEPLERİ NELERDİR?

4721 sayılı medeni kanun uyarınca boşanma sebepleri genel boşanma sebepleri ve özel boşanma sebepleri olarak iki ana başlık altında kategorize edilir.  Genel boşanma sebepleri ‘evlilik birliğinin temelden sarsılması’ başlığı altında, halk arasında şiddetli geçimsizlik olarak tabir edilen tarafların geçinememe ve anlaşamama durumlarından oluşan genel ve kapsamlı sebeplerden müteşekkildir. Özel boşanma sebepleri ise kanunda sınırlı olarak sayılmış boşanma sebeplerinden oluşmaktadır.

Özel boşanma sebepleri ile genel boşanma sebepleri bilhassa ispat noktasında farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır. Özel boşanma sebepleri ile açılan bir davada, davacı, karşı tarafın kusurlu olup olmadığını ispatlamak zorunda değildir, yalnızca özel bir boşanma sebebi olduğunu ispatlaması yeterlidir. Halbuki genel boşanma sebepleri ile açılan bir davada boşanma kararı verilebilmesi için hem davacı hem de davalı birbirinin kusurunu ispatlamak zorundadır. Zira boşanma ve akabindeki hukuki sonuçların yükleneceği tarafın belirlenmesi Türk hukukunda kusurlu taraf aleyhine gerçekleşmektedir.

 

A-ÖZEL (MUTLAK) BOŞANMA NEDENLERİ

Özel boşanma sebepleri Türk Medeni Kanunu m. 161-165 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özel boşanma sebebinin varlığının ispat edilmesi halinde hakim boşanma ya da ayrılık kararı vermek zorundadır. Özel boşanma nedenlerine dayanılarak açılan boşanma davasında, davayı açan taraf, karşı tarafın kusurunu veya fiilinin ağırlığını ispatlamak zorunda değildir, sadece özel boşanma nedeninin ispatlanması boşanma kararı verilmesi için yeterlidir. 4721 sayılı medeni kanunda sınıelı olarak sayılan özel boşanma sebepleri şunlardır:

-Zina (aldatma) nedeniyle boşanma davası (TMK m. 161) ,

-Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış nedenleri ile boşanma davası (TMK m. 162),

-Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme sebepleri ile boşanma davası (TMK m. 163),

-Terk Sebebiyle boşanma davası (TMK m. 164),

-Akıl Hastalığı sebebiyle boşanma davası (TMK m. 165).

 

1-Zina (Aldatma) Nedeniyle Boşanma Davası (TMK m. 161)

Zina; eşlerden birinin, karşı cinsten eşi dışında biri ile kurduğu cinsel ilişki anlamına gelmektedir. Zina, aile birliğinde eşlerin birbirlerine karşı göstermek zorunda olduğu sadakat yükümlülüklerinin açıkça ihlal edilmesi demektir. Zinanın kelime anlamında her ne kadar cinsel birleşmenin gerçekleşmesi sonucu çıksa bile, Yargıtay teşebbüs aşamasında kalan, zina yapıldığı intibaını uyandıran olayların bulunması durumunda da zina sebebine dayalı açılan boşanma davasının kabulü gerektiğini kabul etmektedir.

Zina sebebi ile çekişmeli boşanma davası açma süresi, diğer eşin zina olayını öğrenmesinden itibaren altı ay ve her halükarda zina eyleminin bitmesinden itibaren beş yıldır. Bu süre hak düşürücü süredir ve hak düşürücü süre geçtikten sonra sadece zina sebebine dayalı olarak açılan boşanma davalarının reddedilir. Ancak, zina ve genel boşanma nedenlerine aynı anda dayanılarak dava açılmışsa bu durumda zina için hak düşürücü süre geçse bile, zina ispatlandığı takdirde zina sebebiyle değil, ortak hayatın temelinden sarsılmış olması nedeniyle boşanma kararı verilir.

Zina sebebi ile eşini affeden diğer eşin dava hakkı yoktur. Af, hukuken bir şekle bağlı değildir; yani örtülü veya açık olabileceği gibi sözlü veya yazılı da olabilir. Zina sebebi ile açılmış bulunan davadan feragat etmek de af niteliği taşır ve aynı olaylara (zina) dayanılarak boşanma davası açılmasına engel teşkil eder.

Zina sebebi ile açılan boşanma davalarında diğer eş zina yapan eşten manevi tazminat talep edebilir. Tazminatın miktarı davanın seyrine ve tazminat hukukunun genel usullerine göre hakim tarafından takdir edilir.

2- Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış Nedenleri ile Boşanma Davası (TMK m. 162)

Hayata kast, bir eşin diğer eşin yaşam hakkına karşı yönelik kasıtlı fiillerinin tamamını kapsar. Eşin fiilinden sonra diğer eşin yaralanması şart değildir, önemli olan kasıtlı bir hareket ile öldürme iradesinin ortaya konulmasıdır.

Pek kötü muamele, eşe eziyet veren, acı çektiren bedeni ve ruhsal sağlığını bozan davranışlardır. Hangi eylemin pek kötü muamele teşkil ettiğini somut olayın özelliklerine göre hakim takdir edecektir. Yargıtay kararlarında; aç ve susuz bırakma,  dövme, bilinçli olarak bulaşıcı hastalık bulaştırma, mahzene kapatma,  işkence etme gibi hareketler pek kötü muamele olarak kabul edilmektedir.

Onur kırıcı davranış, eşi toplum nezdinde aşağılama, küçük düşürme, eşe hakarette bulunma ve sövme olarak ortaya çıkmaktadır. Bir davranışın bu madde kapsamında boşanma sebebi olarak kabul edilebilmesi için ağır derecede rencide edici, onur kırıcı, yıpratıcı nitelikte bir davranış olması gerekir. Kızgınlık ve şaka yollu ile söylenen söz ile eleştiri gibi olağanı aşmayan davranışlar ağır derecede onur kırıcı davranış olarak kabul edilmemektedir.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile dava hakkı eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış sebebi ile eşini affeden diğer eşin dava hakkı yoktur. Af, hukuken bir şekle bağlı değildir;  örtülü veya açık olabileceği gibi sözlü veya yazılı da olabilir. Bu dava sebeplerinden birisinin meydana gelmesi halinde eşin savcılığa suç duyurusunda bulunma hakkı da vardır. Ceza soruşturması yapılırken şikayetçi eşin şikayetten vazgeçme talebi nedeniyle soruşturma sona erdirilse bile, bu durum şikayetçi eşin boşanma davasında eşini affettiği anlamına gelmez, ceza soruşturmanın bu açıdan akıbeti boşanma davasına tesir etmez. Hayatına kast edilen yahut pek kötü veya onur kırıcı davranışa maruz kalan eş ceza davası açmasa veya açılan davada şikayetten vazgeçse bile her zaman bu nedenlere dayanarak çekişmeli boşanma davası açabilir.

3- Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme Sebepleri İle Boşanma Davası (TMK m. 163)

Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman çekişmeli boşanma davası açabilir (TMK 163).

Küçük Düşürücü Suç; Toplum nazarında kişiyi utandıran, aşağılayan ve yüz kızartan suç demektir. Hırsızlık, Dolandırıcılık, Rüşvet, İrtikap, Hileli İflas, Uyuşturucu Madde Kullanmak ve Ticaretini Yapmak vb gibi suçlar küçük düşürücü suçlara örnek olarak verilebilir.

Belli bir ideolojiyi savunmak anlamında yapılan siyasi açıklamalar, gösteri, yürüyüş ve toplantılar Ceza Kanunu anlamında suç teşkil etse bile küçük düşürücü suç olarak kabul edilmemesi gerekir.

Bir suçun yüz kızartıcı, küçük düşürücü suç olup olmadığını her somut olayın özelliklerine göre hakim takdir edecektir. Misal adam öldürme ya da yaralama suçunun hangi saik ve şartlarda işlendiğine bakmak gerekir. Meşru müdafaa ya da zaruret halinde bu suçların işlenmesi durumunda küçük düşürücü suç olarak değerlendirilmemesi gerekir. Aynı şekilde hırsızlık suçunun zaruret halinden kaynaklanmış olması durumunda küçük düşürücü suç olarak kabul edilmemsi gerekir.

Haysiyetsiz Hayat Sürme; basit bir ifade ile namus, şeref ve itibar değerlerine aykırı bir yaşam tarzı benimseme ve ona göre yaşamını idame ettirme olarak açıklanabilir. Bu yaşam tarzının süreklilik arz eden bir yaşam tarzı olması gerekir. Ayyaşlık, genelev işletmeciliği, jigololuk, kumarbazlık haysiyetsiz hayat sürme olgusuna örnek olarak verilebilir.

Küçük düşürücü suç işlenmesi veya haysiyetsiz hayat süreme hukuki sebeplerine dayalı boşanma davası her zaman açılabilir. Yukarıdaki boşanma sebeplerinin aksine eşlerden birisinin diğer eşi affetmiş olması, bu sebebe dayanarak boşanma davası açmasına engel teşkil etmez. Af olsa bile bu sebeple boşanma davası açılabilir.

4- Terk Sebebiyle Boşanma Davası (TMK m. 164)

Bir diğer özel boşanma sebebi de terktir. Medeni Kanun madde 164’te düzenlenen terk sebebi ile boşanma davası açılabilmesi için aranan şartlar şunlardır.

-Eşlerden birinin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla ortak konutu terk etmesi,

-Başka bir sebep ile ortak konutta bulunmayan eşin haklı bir sebebi olmadan ortak konuta dönmemesi,

-Eşlerden birinin diğerini ortak konutu terk etmeye zorlaması.

-Eşlerden biri, diğer eşin, haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engellemesi.

-Terkin en az altı ay kesintisiz sürmüş ve halen devam etmekte olması,

-Usulüne uygun olarak ihtar yapılmasına rağmen terk eden eşin haklı sebebi olmadan ortak konuta dönmemiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Usulüne uygun bir ihtardan bahsedilebilmesi için Yargıtay bazı kriterler getirmiştir. Buna göre,

-Eşin terk eylemi üzerinden en az dört (4) ay geçmiş olması gerekir.

-İhtarda, davet edilen evin açık adresi, davet eden eş evde bulunmayacak ise anahtarın bulunacağı yer belirtilmelidir.

-Davet edilenin yol gideri ihtarname ile gönderilmelidir.

-İhtarda, ihtara (iki) 2 ay içinde uyulması aksi durumda bunun doğuracağı sonuçların neler olduğu açıklanmalıdır.

Bu şartların varlığı halinde terk sebebiyle boşanma davası açılabilir. Terk Sebebine dayalı olarak açılacak boşanma davasında usulüne uygun olarak bir ihtarname göndermek dava şartıdır. Bu sebeple usulüne uygun olarak ihtarname gönderilip gönderilmediğini, ihtarnamenin kanuni unsurları taşıyıp taşımadığını hakim re’sen dikkate alır. İhtarname ile ortak konuta dönen eşin kusurlarını diğer eşin affettiği ya da en azından hoşgörü ile karşıladığı kabul edilir. Bu nedenle ihtarname gönderen eş, diğer eş ortak konuta döndükten sonra ihtarnamedeki sebeplere dayanarak boşanma davası açamaz.

Terk, mutlak boşanma sebeplerinden olup ayrıca terk sebebi ile ortak yaşamın çekilmez hale gelmesine gerek yoktur. Terk, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadı ile yapılması gerekir. Geçici olarak ya da diğer eşin rızası ile ortak konuttan ayrılan eş terk etmiş sayılmaz (askere gitmek, tedavi için başka şehre gitmek vs).

Terk sebebi ile gönderilen ihtarnamenin samimi olması gerekir. İhtarname gönderen eşin bağımsız bir ortak konut oluşturmadan haklı sebeple ortak konutu terk eden eşini davet etmesi, ortak hayatı inşa etme hususunda samimi olmadığını gösterir. Terk eden eş haklı sebebe dayanarak ortak konutu terk etmiş ise davet eden eş bu sebebi ortadan kaldırmadığı sürece diğer eşin ortak konuta dönmeme ve boşanma davası açma hakkı vardır. Örneğin, kaynanası ile yaşayan, şiddet gören, hakaret edilen eşin ortak konutu terk etmede haklı sebebi ortadan kaldırılmadan ihtara rağmen ortak konuta dönmeme hakkı bulunmaktadır.

5- Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma Davası (TMK m. 165)

Eşlerden birinin akıl hastası olduğu ve bu yüzden ortak hayatın diğer eş için çekilmez hâle geldiği hallerde, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla boşanma davası açılabilir. (TMK 165)

Akıl hastalığı sebebi ile boşanma davasının dinlenebilmesi için bu akıl hastalığının evlilik süresi içinde ortaya çıkmış olması gerekir. Evlenmeden önce eşlerden birisinin akıl hastalığına yakalanmış olması durumunda TMK m.145 belirtilen mutlak butlan nedeniyle evliliğin iptali davası açılabilir.

Eşlerden birisinin evlilik süresi içerisinde yakalandığı akıl hastalığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespit edilmiş olması gereklidir. Akıl hastalığının evlilik ilişkisinin devamını diğer eşten beklenmeyecek derecede etkilemesi gerekmektedir.

Akıl hastalığı sebebi ile genel boşanma sebeplerine dayanılarak boşanma davası açılamaz. Akıl hastalığına yakalanan eşin hastalığı sebebi ile yapmış olduğu ve ortak yaşamı çekilmez kılan kusurlu hareketler iradi olmadığından kusur atfedilemez. Bu nedenle akıl hastalığı sebebi ile açılacak boşanma davası ancak mutlak boşanma sebeplerine (TMK 165) dayanılarak açılabilir.

 

B- GENEL BOŞANMA SEBEPLERİ (TMK M.166)

Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir (TMK 166/1). Genel boşanma sebepleri sayısızdır, çünkü evlilik birliğinin ortak hayatı sürdüremeyecek kadar temelinden sarsılmasının birbirinden farklı nedenleri bulunabilir.

Yukarıda incelediğimiz üzere, özel (mutlak) boşanma nedenleri varsa, bazı olguların ispatı halinde hakim, boşanma ya da ayrılık kararı vermek ile yükümlü tutulmuştur. Özel boşanma sebeplerinde tarafların kusur oranlarının bir önemi yoktur; özel boşanma sebebinin ispatı bu sebebe dayanarak boşanma davası açan tarafın kusurunu önemsiz hale getirmektedir. Ancak, genel boşanma sebepleriyle açılan boşanma davasında mutlaka karşı tarafın kusuru ispatlanmalıdır.

Genel boşanma sebeplerinde eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenemeyecek derecede sarsan her türlü eylem, bir olgu olarak bu davaya konu edilebilir. Tarafların ileri sürdükleri vakıaların ispat durumuna göre hakim taraflara atfedilecek kusur oranlarını belirler ve bu kusur oranlarına göre talep sonucuna karar verir.

Evlilik birliğini temelinden sarsan vakıalar kanunda gösterilmemiştir, uygulama ve Yargıtay içtihatları ile bazı vakıaların evlilik birliğini temelden sarstığı kabul edilmiştir. Yargıtay tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açtıkları gerekçesiyle boşanma kararı verilmesi gerektiği kabul edilen bazı vakıa ve davranışlar şunlardır:

Güven sarsıcı davranışlar,

Cinsel ilişkiden kaçınma,

Eşi doğal olmayan yoldan cinsel birleşmeye zorlama,

Eşlerin aile bireylerine kötü davranması ve hakaret etmesi,

Eşırı borçlanma sebebi ile icra takibine maruz kalma,

Eşini sevmediğini beyan etme,

Eşinin bağımsız konut isteğine duyarsız kalma,

Eşin ev işlerini yapmaktan kaçınması,

Eşlerin çocuklarının bakımı, eğitimi vs. ilgilenmemesi,

Evlilik sırlarının başkalarına anlatılması.

 

BOŞANMA DAVASINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME

Boşanma davasına bakmaya görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise şu şekilde tayin edilir:

-Boşanma davası, davacı veya davalı eşlerden birinin ikametgahı aile mahkemesinde açılabilir (Medeni Kanun m.168). Yerleşim yeri, kişinin yaşamını sürdürmek ve kalıcı bir şekilde oturmak üzere yerleştiği yerdir. Örneğin, eşiyle kavga eden kadının geçici olarak kaldığı bir yerdeki aile mahkemesinde dava açması halinde, boşanma davası hakkında yetkisizlik kararı verilmelidir.

-Boşanma davası açılmadan önce eşlerin son defa 6 aydan beri birlikte oturdukları yerin aile mahkemesi de yetkili mahkemedir (MK m.168).

Sonuç olarak boşanma veya ayrılık davaları, eşlerden birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabileceği gibi, davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesinde de açılabilir (T.M.K. madde 168). Bu yerlerden birini tercih davayı açana aittir.

 

25 Eylül 2018
BOŞANMA HUKUKU için yorumlar kapalı
177 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

WhatsApp WhatsApp Randevu - Bilgi