+90 212 924 52 36

Sosyal Medyada Biz}

ANLAŞMALI BOŞANMA

ANLAŞMALI BOŞANMA

1-GENEL OLARAK ANLAŞMALI BOŞANMA  ;

Günümüzde evli çiftleri boşanmaya iten çeşitli sebepler muhakkak olabilir. Bu sebepler ne olursa olsun her şeyin bir kez daha gözden geçirilmesine engel değildir. Her şey bir defa daha gözden geçirilmesine rağmen bazı şeyler düzelmiyorsa boşanma çiftler için en sağlıklı yol olabilir. Zaten sancılı olan bu süreci çekişmeli hale getirerek işleri daha zora sokmanın iki tarafa da zararı dokunabilir. Belli zaman aralığında bir takım şeyleri paylaşmış çiftlerin görüşüp anlaşarak boşanmaları iki taraf için de en faydalı olanıdır. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmesi Medeni Kanunumuzda bazı şartlara bağlanmıştır. Bu şartlar:

1- Anlaşmalı boşanma yoluna gidilebilmesi için evlilik tarihinden itibaren en az 1 yıl sürenin geçmiş olması gerekmektedir.

2- Eşlerin mahkemeye birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi gerekir.

3- Eşlerin hakim tarafından bizzat dinlenmesi zorunludur.

4- Tarafların boşanma kararlarını baskı altında kalmadan serbest iradeleriyle verdiklerine dair hakim üzerinde bir kanaat oluşması gereklidir.

5-  Hakimin boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda eşlerce kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Eşler arasında yoksulluk nafakası, çocuk var ise iştirak nafakası, tedbir nafakası, maddi ve manevi tazminat gibi bu şartlardan birisi ya da ödeme şekli ve taksit miktarı üzerinde uyuşmazlık var ise dava reddedilecektir.

 

Anlaşmalı boşanma 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun düzenlediği genel boşanma sebeplerindendir. Anlaşmalı boşanma aynı zamanda mutlak boşanma nedenlerindendir[1].

  1. m. 166/3 hükmünde düzenlenmiş olan, eşlerin boşanma üzerinde anlaşmış olmalarının temelinde, evlilik birliğinin sarsılması olgusu yatar. O nedenle, özel veya genel olarak adlandırılan tüm boşanma nedenleri, aslında tek bir neden içinde toplanabilir ve bu açıdan bakıldığında aslında tek bir boşanma nedeni vardır: ‘’Evlilik Birliğinin Sarsılması’[2].

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nda irade ilkesi geçerli değildir. Yani eşler hakim kararı olmaksızın Mahkeme dışında evlilik birliğine son veremezler. Ancak eşlerin boşanma ve boşanmanın sonuçları üzerinde anlaşmış olmaları halinde onların bu iradelerin değer vererek boşanma olanağının sağlanmış olması, birey iradesine önem veren önemli bir tutumdur[3].

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 166.m.f.III hükmü, ‘’Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Bu halde tarafların ikrarlarının hakimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’ şeklinde düzenlenmiştir. Uygulamada anlaşmalı boşanma olarak anılan bu düzenleme ile kısmen irade ilkesi kısmen evlilik birliğinin sarsılması ilkesine yer verilmiştir. İlke olarak boşanma için yine hakim kararı gerekmektedir.

Evlilik en az 1 yıl sürmüşse bu aşamadan sonra eşler boşanma konusunda anlaşırlarsa, evlilik birliği temelinden sarsılmış demektir. Ve bu durumun neticesinde ortak yaşamın devamını beklenemez hale getirdiği kabul edilir. Burada kesin bir karinenin varlığı kabul edilir[4]]. Somut olayda evlilik birliği sarsılmamış olsa dahi, ortak başvuru veya davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelden sarsılmış olduğu varsayılır, bu konuda hakimin herhangi bir taktir hakkı söz konusu değildir. Yani MK. 166/3 te aranan koşullar gerçekleştiğinde hakim, evlilik birliğinin gerçekten sarsılmış olup olmadığını araştırmayacağı gibi, sarsılma konusunda tarafların kusuru olup olmadığı ile de ilgilenmeyecektir. Çünkü kanunda kusura yönelik bir arayış yoktur[5].

Bizimde katıldığımız bir görüşe göre[6] anlaşmalı boşanma, bir çekişmesiz yargı işidir. Çünkü boşanma ve yan edimler konusunda anlaşmış eşlerin anlaşmalı boşanma talepleri sonucunda hakime düşen görev, kanundaki usulleri izleyerek boşanma olanağının sağlanmasıdır. Hakim, MK.m.166/3 hükmünde sıralana koşulların varlığını saptayarak evliliğin çözülmesine karar vermeli ve bu çözülme üzerine ortaya çıkan duruma uygun hukuki sonuçlar düzenlemelidir[7].

4721 sayılı TMK’nın 466. maddesinde anlaşmalı boşanma için yasa koyucunun gerçekleşmesini istediği şartlar şöyledir:

– evlilik süresi
– başvurma
– tarafların dinlenmesi
– boşanmanın sonuçlarının düzenlenmesi
– düzenlemenin uygun bulunması

2 – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA EN AZ 1 YIL SÜRE KOŞULU
Anlaşmalı boşanma şartları içerisinde ilk ve en önemli olan; 1 yıldan bu yana evliliğin devam etmesidir. Çiftlerin anlaşmalı olarak boşanabilmeleri için en az 1 yıldır evli olmaları gerekmektedir. Kanun bu şartı getirerek aile kurumunu korumaya çalışmıştır. Hızlı boşanma, eşlerin en az 1 yıl evli kalmaları şartına bağlanmıştır. Zira bu şekilde yeni evli çiftler derhal boşanma kararı almayacak ve bir süre evli kalmak zorunda kalacaklardır. Bu zorunluluk kanaatimizce gereksiz olsa dahi kamu yararı bakımından ailenin önemi dikkate alındığında mantıklı bir çerçeveye oturtulabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, anlaşmalı boşanma için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olmasını istemektedir. Hakim bu süreyi resen gözetecektir. Çünkü bu süre kamu düzenindendir[8]. Bu konuda öğreti ve Yargıtay uygulamasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.

Yargıtay 2.Hukuk Dairesi  26.09.2005 tarih  10527 E. – 12785 sayılı kararında  ‘’… 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurmaları ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. Dosyada mevcut nüfus kaydından, tarafların 01,04,2004 tarihinde evlendikleri anlaşılmaktadır. Mahkemece, Türk Medeni Kanunu’nun 166/3 maddesinde öngörülen 1 yıllık süre şartının gerçekleşmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu bir yıllık sürenin amacı, boşanma gibi önemli bir kararın, küçük ve önemsiz konular yüzünde fevri olarak bir anda verilmesini önlemektir. Eşlerin, bir yıllık süre içinde birbirlerini daha iyi tanımaları ve ani karar vermemeleri istenmiştir.[9] Bir yıllık süre, evlenmenin kurulduğu andan itibaren başlar[10].

Aile Mahkemesi hakimi bu süreyi kendiliğinden araştıracaktır. Eşlerin bu 1 yıllık süreyi birlikte geçirmiş olmalarına gerek yoktur. Bir yıllık süre içinde ortak yaşamın sürmüş olması veya olmamasının anlaşmalı boşanmaya etkisi yoktur. Yasa koyucu boşanma kararının acele verilmesini önlemek istemiş, eşlerin birbirlerini iyice tanımadan boşanmaya kalkışmalarını engellemek istemiştir[11].

Ancak başlangıçta evlilik süresi 1 yılı doldurmadığı halde açılan anlaşmalı boşanma davasında yargılama sürerken bu sürenin dolması halinde ne olacağı sorunu hakkında doktrinde farklı görüşler vardır. Bir görüş[12], davanın reddedilmeyip esasa girilerek yargılamaya devam olunması gerektiği görüşündedir. Kimi yazarlara göre[13] ise , bu 1 yıllık süre dolmadan açılan dava, diğer koşullar incelenmeden reddedilmelidir.

Yargıtay evlilik süresinin 1 yılı doldurmadığının anlaşılması durumunda taraf kanıtlarının toplanarak kanıtlara göre 743 sayılı TMK’nın 134/1. maddesine göre evlilik birliğinin temelinden sarsılıp sarsılmadığının araştırılması gerektiği görüşündedir.

Yargıtay’ın yeni tarihli bir uygulamasında ;
‘’4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesi hükmüne göre en az bir yıl sürmüş evliliklerde eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanun’un 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekir. ’’[14] demektedir.
3 – ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA MAHKEMEYE BAŞVURU

4721 sayılı TMK, m.166 f. III hükmünde anlaşmalı boşanma için iki seçenek öngörmüştür:
– Eşlerin birlikte başvurmaları,
– Eşlerden birinin, diğerinin açtığı davayı kabul etmesi

  1. a)  Tarafların Birlikte Başvurması

Anlaşmalı şekilde boşanmak isteyen eşler boşanmak üzere birlikte başvurabilirler. Ancak bu halde davacı ve davalı sıfatlarının kimlerde olacağı sorusu gündeme gelmektedir. Yargıtay, eşlerin anlaşmasına dayanan boşanma davalarında iki davacı ve iki davalı olduğu görüşündedir. Ancak kanımca da ’’boşanmak isteyenler, talepte bulunanlar’’ gibi terimlerin kullanılması daha mantıklı olacaktır[15].

Yargıtay son kararlarının birinde ise eşlerin birlikte kaleme alacakları dilekçe ile anlaşmalı boşanma davası açabileceklerini kabul etmiştir[16].

  1. b) Bir tarafın Diğerinin Davasını Kabul Etmesi

Anlaşmalı boşanma için eşlerin birlikte başvurmaları zorunlu değildir. Eşlerden herhangi birinin açmış olduğu davayı, diğer eşin, davanın herhangi bir safhasında kabul etmesi halinde de anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir. Kabul beyanını, diğer eşin yapması gereklidir. Ancak özel yetki verildiği taktirde vekil de kabul beyanında bulunabilir.

Uygulamada eşlerden birinin açtığı davayı kabul eden diğer eşin kabul beyanı alınmakta ama boşanmayı kabul eden eşten boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu hakkında bir şey sorulmamaktadır. Oysa Aile Mahkemesi hakimi tarafından, tarafların bu konudaki beyanları alındıktan sonra, istekleri halinde protokol sunmaları için süre vermelidir.

Boşanmanın mali sonuçları ve çocuklarla olan ilişkileri kapsamayan kabul beyanı, hukuksal bir sonuç doğurmaz. TMK’ nın 184 b. 3 hükmüne göre tarafların bu konudaki her türlü ikrarı hakimi bağlamaz. TMK’ nın 166 f. III hükmünün yasal koşullarının hepsinin gerçekleşmediği bir durumda davalının boşanma davasını kabul etmesinin hiçbir anlamı yoktur.

4-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA EŞLERİN DİNLENMESİ

Hazırlanan protokolün sunulmasına rağmen hakim tarafları bizzat dinleyerek mahkeme huzurunda serbest iradelerini açıklamalarını ister. Mahkeme huzurunda boşanma iradelerini dile getiren çiftlerin hazırladıkları protokolde hakim tarafından yeterli bulunursa boşanma kararı verilir. Ancak bazı durumlarda hakim genellikle çocukla alakalı protokol maddelerinde çocuk lehine değişiklik yapabilir. Hakim tarafından yapılan bu değişikliğin taraflarca uygun bulunması halinde boşanma kararı verilir.
Anlaşmalı boşanma (TMK. m.166 f. III) davasında anlaşmanın gerçekleştirilebilmesi için eşlerin iradelerinin açıklamaları gerekmektedir.

İrade açıklamasının alınmasında;
– Eşler bizzat dinlenmelidir.
– Ayrılacak eşlerin imzaları alınmalıdır
– Eşlerden biri vesayet altında ise TMK.  göre inceleme yapılmalıdır.

a-) Eşler Bizzat Dinlenmelidir.

Anlaşmalı boşanma davasında taraflar bizzat dinlenmelidir.Aile Mahkemesi hakiminin iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirebilmesi için hem davacıyı hem de davalıyı bizzat dinlemesi gereklidir[17]:

‘’….4721 sayı Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesinde, en az 1 yıl sürmüş evlilikte eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılabileceği öngörülmüştür. Bu halde dahi boşanma kararı verilebilmesi için hakimin bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocuklarının durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması gerekmektedir. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliğin kabulü halinde boşanmaya hükmolunur. 

Taraflar hazır bulunup, bizzat anlaştıklarını açıklamaz veya hakim, tarafların anlaşmalarını uygun bulmaz ise, taraflardan delilleri sorulup toplanması sonucunda evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olup olmadığının Medeni Kanunun 184. maddesi çerçevesinde takdiri gerekirken, davacı ve davalı dinlenilmeksizin taraf vekillerinin beyanı ile yetinilerek eksik inceleme ile boşanma hükmü kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır.’[18]

Dava vekil ile takip ediliyorsa, davacı vekili ve davalı vekilinin davacı ve davalının huzurunda dinlenmesi davacı ve davalının dinlenmesi anlamına gelmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun m. 166 f. III hükmünde hakimin tarafların konuşmaları esnasında serbest iradelerinin denetlenmesini amaçladığından HUMK 69. maddesinde yer alan kural, bu gibi durumlarda uygulanamaz.
Tarafların bizzat dinlenmesi kamu düzenine ilişkindir. Açılan davada başkaca bir boşanma nedenine de dayanılmamışsa açılan dava koşullarının gerçekleşmediği kendiliğinden gözetilir. Vekilin vekaletnamesinde yetkisi olsa bile vekilin beyanı ile boşanma kararı verilemez. Eşler birlikte aynı hakim tarafından dinlenmelidir. Talimatla dinlenilerek anlaşmalı boşanmaya karar verilemez.

b-) Ayrılacak eşlerin İmzaları duruşma tutanağınaAlınmalıdır.

Anlaşmalı boşanma uyarınca davalının duruşma tutanağına geçirilen beyanı, imzalatılmalıdır. Eğer davacının veya davalının tutanağa geçirilen beyanı kendisine okunmamış ve imzalatılmamışsa, bu tutanağa dayanılarak anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

c-) Eşlerden biri Vesayet Altında İse TMK. m. 166  Hükmüne Göre İnceleme Yapılmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Taraflardan birinin vesayet altında alındığı anlaşılmakta ise vasinin iradesini boşanma yönünde açıklama yönünde açıklamış olması ile boşanma kararı verilemez.

Bu gibi bir durumda vasi ile diğer tarafın gösterecekleri delilleri toplanıp TMK. m. 166 f. I-II hükümlerine göre değerlendirme yapılarak bir karar verilmelidir;
‘’Toplanan delillerden davacının akıl hastalığı sebebiyle vesayet altına alındığı anlaşılmaktadır. Hakim huzurunda vasinin iradesini boşanma doğrultusunda açıklamış olması, boşanma isteğinin şahsa bağlı haklardan olması sebebiyle sonuç doğurmaz. Asilin dinlenme olanağı da yoktur. bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp TMK’nın 166. maddesinin I v II fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. TMK’nın 166/3 maddesinin şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip, tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır.’[19]

d-) Saik (sebep)Dikkate Alınamaz

Anlaşmalı boşanma davasında boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

Boşanma kararı verilebilmesi için iradelerin ‘’serbestçe açıklandığına’’ kanaat getirilmesi yeterlidir. Aile Mahkemesi hakimi saik denetlemesi yapamaz. Örneğin; yetim aylığı alma, eşin borcu sebebiyle mallarını takipten kurtarma, eşin borcu sebebiyle mallarını hacizden kurtarma gibi mali sebeplerle de anlaşmalı boşanma isteğinde bulunulabilir.
Anlaşmalı boşanma davasında tarafların boşanma sebebini (iç nedenini) açıklama zorunluluğu yoktur. Boşanma taraflara kalmış bir konudur.

5-)ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA PROTOKOL’UN UYGUN BULUNMASI

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 166 f.III hükmüne göre hakimin taraflarca sunulan düzenlemeye farklı adlandırmalar yapılmaktadır(anlaşma protokolü, boşanma protokolü, protokol, proje, taslak gibi).

Aile Mahkemesi hakiminin 4721 sayılı yasanın m.166 f.III hükmüne göre taraflarca sunulan düzenlemeyi uygun bulması şarttır.

a-) Taraflar Her Hususta Anlaşma Sağlanmalıdır.
Eşler gerekirse bir protokol hazırlayarak boşanmanın maddi bütün neticelerinde, varsa çocuğu velayeti ile çocuğu almayan tarafın şahsi ilişkilerinin düzenlenmesi de dahil olmak üzere her konuda anlaşmış olmaları gerekmektedir. Eşlerin üzerinde anlaşamadıkları en önemsiz bir konu dahi anlaşmalı boşanma davasının reddine sebep olabilir. Bu nedenle hazırlanacak protokolde bir uzmandan yardım almak doğru ve sağlıklı olacaktır. Eşlerin hazırlayacakları bu protokol sözlü veya yazılı olabilir. Kimi yerlerde protokolün yazılı olacağı şart olarak koşulmuşsa da kanunen böyle bir zorunluluk yoktur. Eşler anlaştıkları hükümleri duruşma esnasında sözlü olarak dile getirip mahkeme tarafından tutanağa geçirilmesini sağlayabilirler. Ancak uygulamada gelişen durumda artık yazılı bir protokol her halükarda talep edilmektedir. Eşler bu protokole; boşanma kararlarını, nafaka durumunu, tazminatı, evlilik mallarını, çocuğun velayetini ve çocuğu almayan tarafla çocuk arasındaki kişisel ilişkiye ilişkin bütün ayrıntılar açıkça hükme bağlanmalıdır.
Evlilik en az 1 yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Boşanma davalarında bir an önce boşanma kararı alabilmek için gerek davacı ve gerek davalı aceleci tavırlarıyla hem kendilerinin hem de ortak çocuklarının geleceklerini tehlikeye atabilirler, onları sıkıntılara sokabilirler. Hakimin bu duruma seyirci kalması elbette düşünülemeyecektir. 4721 sayılı yasa m.166 f.III hükmünde öngörülen düzenleme ile gerek taraflar gerekse çocuklar korunmak istenmiştir. Buna göre taraflar; boşanmanın mali sonuçlarını, çocuklarının durumlarının ne olacağını hakime açıklamak zorundadırlar.

Taraflar bu açıklamalarını yazılı bir metin biçiminde sunabilecekleri gibi sözlü olarak da açıklayabilirler. Ancak sözlü anlaşma bir tutanağa geçirilerek her iki eş tarafından da imzalanmalıdır.
Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenleme tam bir mutabakat içermelidir. Düzenleme koşula bağlanmamalıdır[20].

b-) Protokol’de Değişiklik Yapılırken Tarafların Görüşü Alınmalıdır
Hakim, tarafların ve çocukların yararlarını dikkate alarak taraflarca sunulan düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Mahkeme tarafların beyanlarının kabul edilmeyiş sebeplerini açıklayıp onlara bir teklif götürmeden davayı reddedemez[21][. Mahkeme kendini tarafların yerine koyarak değişikliği kendiliğinden gerçekleştiremez[22]

Hakim taraflar arasındaki düzenlemenin hangi bölümünü sebep kabul etmediğini açıklar ve taraflardan gerekli gördüğü değişiklikleri yapmalarını ister. Bu değişiklikleri taraflar kabul ederse anlaşmalı boşanma kararı verilir. Başka bir anlatımla protokolde yapılan değişiklik konusunda taraf görüşleri alınmadan[23] karar verilemez.

Düzenlemenin uygun bulunmamasında problem genellikle çocukların velayetinin hangi tarafa verileceği konusunda doğmaktadır. Anlaşmalı boşanma kararı sadece velayet yönünden temyiz edilse ile incelenir. Çünkü velayet kamu düzenine ilişkindir.
c-)Protokol Dışı Karar Verilmemelidir.
Aile Mahkemesi hakimi, taraflarca kabul edilecek düzenleme dışında bir karar veremez. Aile Mahkemesi hakimi taraflarca kabul edilmiş düzenlemeye aykırı olarak; nafakanın artırımına karar vermemesi,kişisel ilişki düzenlemesine uymaması, faize hükmetmesi,velayeti vermemesi[24], arsanın devrine karar vermemesi örnek olarak gösterilebilir. Hakim, boşanma düzenlemesini uygun bulmadığını duruşmada açıklamamış ve uygun gördüğü değişiklikleri eşlerin bilgisine sunmamış bulunmasına göre boşanma düzenlemesini uygun görmüş sayılır[25].

d-)Protokol  Uygulanabilir Olmalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında boşanmaya karar verilebilmesi için taraflar arasında kararlaştırılan düzenlemenin uygulanabilir olması gerekir. Daha doğru bir anlatımla, düzenlemenin infazı mümkün olmalı ve sonradan ihtilafa sebep olmamalıdır.

Şunu da belirtmekte fayda vardır; boşanma protokolünün iptaline ilişkin davanın da Aile Mahkemesinde görülmesi gerekir.

6-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA KUSUR ARAŞTIRMASI YAPILAMAZ
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 184 b. 3 hükmüne göre tarafların boşanma konusundaki her türlü ikrarları hakimi bağlamaz. Hakimin, taraflar boşanma yolunda iradelerini açıkladıklarında evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olduğunu araştırması olanaklı değildir. Evlilik en az bir yıl sürmüşse eşlerin birlikte başvurmaları veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu sebeple de eşlerden birinin diğerinden daha fazla kusurlu kabul etmek olanaksızdır[26].

7-) ANLAŞMALI BOŞANMA DAVASINDA HÜKÜM

Anlaşmalı boşanma davalarında kanunun öngördüğü şartlarda anlaşma gerçekleşmiş, hâkim protokole müdahale etmeden yada müdahale ederek taraflarca değişiklikler taraflarca kabul edilmiş ise ve hakim tarafların serbest iradeleriyle boşanmaya karar verdiklerine kanaat getirirmiş ise dava kusur incelemesi yapamadan davanın kabulüne karar verecektir.

Eşlerin protokolde uzlaştığı hükümler mahkemenin gerekçeli kararında yer almak zorundadır. Protokole atıfta bulunularak gerekçeli karar yazılamaz. Eş değişle protokolün tasdiki şeklinde hüküm kurulamaz.

Hakimin yalnızca anlaşmanın onaylanması biçimindeki kararının infazda güçlük yaratacağı unutulmamalıdır. Hüküm, anlaşmalı boşanmada yer alan edimlerin uygulanmasına olanak verecek surette oluşturulmalıdır. Anlaşmalı boşanma davasında verilecek hükümler HUMK’un 388. maddesine uygun ve duraksamaya yer verilmeden icraya elverişli olmalıdır. Hakim gerekçeli kararında örneğin, ‘’maddi ve manevi tazminatın tahsiline’’ ilişkin hüküm kurarak anlaşmalarını onaylamalıdır[27].

a-) Karar Eda Hükmünü Taşımalıdır.

Anlaşmalı boşanma davasında hüküm açık ve infazda duraksamaya yer vermeyecek şekilde kurulmalıdır. Kararlaştırılan düzenleme, eda emri taşıyacak şekilde hüküm fıkrasına[28] yazılmalıdır[29]. Anlaşmalı boşanma davasında düzenlemeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Ayrıca, düzenlemenin tasdiki şeklinde de karar verilemez. Düzenlemenin tamamının hüküm fıkrasına, infazda karışıklık yaratmayacak şekilde geçirilmesi gerekir. Düzenleme içerisinde yer alan tapu kayıtları celp edilmeli ve anlaşmaya uygun olarak tesciline de karar verilerek boşanmaya hükmedilmelidir[30]

b-) Anlaşmalı Boşanma Davasında Feragat

Anlaşmalı boşanma davasından feragat mümkündür. Feragat varsa bu yön dikkate alınmalıdır. Yargıtay’ın çoğunluk görüşüne göre sadece ‘’davacı sıfatını’’ kullanan eş davadan feragat edebilir.

c-) Yargılama Gideri
Yargılama giderleri ve taraflar vekil ile temsil edilmiş ise ücreti vekâletler konusunda da tarafların istekleri doğrultusunda karar ihdas edilmelidir.Hâkimin, tarafların rızası hilafına hüküm kurması mümkün değildir.
HUMK.’un 426. maddesi lehine hüküm verilen taraf için tahsil olunacak muhakeme masrafının hükümde gösterilmesi gerektiğini içermektedir. Anlaşmalı boşanma davasında yargılama giderleri tarafların istekleri doğrultusunda kararlaştırılmalıdır.

8-)SONUÇ
Eşlerin evlilik birliğinin yürütülemeyeceği ortak inancı ile evlilik birliğini sonlandırmaları mümkündür. Türk Medeni Kanunu anlaşarak evlilik birliğinin sonlandırılmasına müsaade etmektedir. Boşanmaya karar veren eşlerin ortak bir kara ile bu iradelerini ortaya koymaları ve boşanmanın maddi manevi tüm sonuçları üzerinde anlaşmaları halinde başvuracakları hukuki yol anlaşmalı boşanma yoludur.Eşlerin boşanma konusunda  anlaşması ve tarafların beraber düzenledikleri protokolün hakim tarafından uygun bulunması neticesinde eşlerin kendi ‘’iradeleriyle’’ boşanabilmeleri, Türk Hukuk Sistemimiz açısından oldukça yerinde, medeni toplumun ihtiyacına cevap veren ve davanın kısa sürede sonuçlanması  bakımından yerinde bir düzenlemedir. Aksini kabul etmek, birey iradesinin hiçe sayılması anlamını taşırdı ki bu durum, istemeye istemeye evlilik birliğinin devamına ve eşlerin istemediği bir hayatı devam ettirmelerine neden olacaktı. Bu nedenle anlaşmalı boşanma kurumu, Türk Hukuku’nda bireyin iradesine verilen önemin bir göstergesidir.

[1] GENÇCAN , Ö, UĞUR , Boşanma Hukuku , Ankara 2006, Yetkin Yay. s. 355.

[2] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 128

[3] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 132

[4] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 139

[5] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 140

[6] ÖZDEMİR, Nevzat , Türk Hukukunda Anlaşmalı Boşanma , İstanbul Üniversitesi S.B.E. Özel Hukuk Ana Bilim Dalı Doktora Tezi , s. 141

[7] GENÇCAN , Ö, UĞUR , Boşanma Hukuku , Ankara 2006, Yetkin Yay. s. 355.

[8] AKINTÜRK, Turgut , Aile Hukuku, İstanbul 2002, Beta, s. 261

[9] DOĞAN İzzet, Anlaşmalı Boşanma, İstanbul Barosu Dergisi Sayı:2007/5, s.3

[10] ÖZDEMİR, s. 152.

[11] GENÇCAN, s. 358

[12] ÖZDEMİRTürk-İsviçre Hukukunda Anlaşmalı Boşanma, Beta Yayınları 2003, s.126

[13] Oğuzman /Dural, Aile Hukuku , İstanbul , 1994 s.128.

[14] Y2HD, 17.02.2004 , 886E.-1754K.

[15]  ÖZDEMİR, s. 172.

[16] Y2HD, 09.04.2002, 4194/4994

[17] DOĞAN, s.6.

[18] Y2HD , 29.09.2005, 10528-13106

[19] Y2HD, 12.01.2005 , 16916-363.

[20] Y2HD , 05.07.2004 ,7991-8842.

[21] Y2HD, 23.01.1995 , 33/717

[22] Y2HD, 21.11.1991, 10499/14491

[23] Y2HD, 29.06.2004 , 7777/8632

[24] Y2HD , 14.04.2004 , 3807/4741.

[25] Turgut AKINTÜRK, Aile Hukuku, İstanbul,2002, s.263

[26] Y2HD , 06.07.1995 , 7015/7916.

[27] DOĞAN, s.9.

[28] Y2HD , 06.05.2004 , 4891-5908

[29] Y2HD , 26.01.2005 , 16025-852

[30] Y2HD , 11.02.2002 , 1350/1781.

25 Eylül 2018
ANLAŞMALI BOŞANMA için yorumlar kapalı
939 kez görüntülendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZIN

WhatsApp WhatsApp Randevu - Bilgi